"Dünya, körün gözünün işlediği son yerdir, ondan ötesini göremez; ama gözü sağlam olan bakışını ondan öteye vardırır ve ebedi evin (gerçek barınağın) onun ötesinde olduğunu anlar. Öyleyse gözü olan ona göz dikmez; kör olan ise ona göz diker; gözü olan ondan azık toplar, kör olan ise ona azık toplar."

Hz. Ali(ra) (Nehc'ul- Belağa)
İnsan Medeniyet Hareketi Genç Kız Biriminin derneğimizi ve Konyamızı ziyaret sonrasındaki değerlendimeleri bizleri çok mutlu etti.
07.05.10 - Cuma, 00:53

İnsan Medeniyet Hareketi Genç Kız Biriminin derneğimizi ve Konyamızı ziyaret sonrasındaki değerlendimeleri bizleri çok mutlu etti.

 

 

 


Konya Gezisi İzlenimleri 1

Konya; aylardır içten içe planlarını yaptığımız, kâh sınavlardan, kâh şartlardan hep erteleyip durduğumuz, ama uzaklarda bizi bekleyen ve sürekli niyetimizde olan güzel şehir…

Dolu dolu iki günümüz vardı, Konya'yı keşfetmek için… Gitmeden birkaç hafta önce bağlantılar yapıldı, mekânlar ayarlandı, ziyaret edilecek ağabeylerle görüşüldü ve son toplantıda, otogarda görüşmek üzere ayrıldık dostlarla.

 

Saat 18.00'de otogarda Konset Turizm'in önündeydik. 19.00'da otobüs hareket etti. Gece yolculuğu çok güzeldi. Yol boyunca arkadaşlarla sohbet ettik. Gecenin ilerleyen saatlerinde herkes uykuya geçti. Yolda uyuyamadığımı bildiğimden dolayı yanımda getirdiğim romanı okumaya başladım.

 

Konya'ya vardığımızda saat 05.00'ti. Bizi orada misafir edecek ve rehberliğimizi yapacak olan Âdem ve Gülsüm Ceylan çifti, bir servis minibüsü eşliğinde bizi karşıladı. Sabah namazını otogarda kıldıktan sonra kalacağımız yere doğru harekete geçtik. Hepimiz, gecenin yorgunluğuyla, mahmur bir şekilde, geldiğimiz bu şehrin ıssız sokaklarını inceliyorduk. Gün aydınlanmaya başlamıştı. Kalacağımız yer bir kreşti ve bu, bizi heyecanlandırmıştı. Bahçesindeki oyuncaklar ve kayısı ağacı ile ilgilenmeyi sonraya bırakarak, yorgun bir şekilde, bizim için hazırlanan yatakhaneye yerleştik ve 3 saat sonra kalkmak üzere kendimizi uykunun kollarına bıraktık.

 

Uyandığımızda saat 09.30'du. Hazırlanıp, kahvaltımızı yapacağımız yere doğru yola çıktık. Ravza Eğitim Vakfı'nda hem kahvaltı yapacak, hem vakfı ve aşevini gezecek, hem de Halis Nükte Amca ile tanışıp, sohbet etme imkânı bulacaktık. Şehir biraz hareketlenmişti, geniş sokaklarında ilerlerken hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak için çaba gösteriyorduk. Henüz gelmemize rağmen sevmiştik bu şehri…

 

Vakfa vardığımızda, Halis Nükte Amca karşıladı bizi. Önce kahvaltı yapacak, sonra sohbet edecektik. Bu yüzden üst kata, içinde özenle hazırlanmış kahvaltı sofraları bulunan sedirli salona geçtik. Bu ikramı, içtenliği ve tebessümü dönene kadar her yerde yaşayacağımızı bilmiyorduk henüz. Karnımızı doyurduktan sonra, Halis Amca ile yarım saat kadar sohbet ettik. Sohbetten sonra aşevini gezdik. Halis Amca'ya dernekte hazırladığımız hediyemizi bırakıp yüklendiğimiz selamlarla yanından ayrıldık.

 

Konya kollarını açmış bizi bekliyordu sanki. Gezecek çok güzel yerler vardı ve bizim vaktimiz sınırlıydı. Merkezdeki camileri gezecektik önce. İlk durağımız Alâeddin Camii idi. Önce türbeyi ve etrafı gezip Alâeddin Camii'nde Cuma namazı kıldık. Unutulmayacak güzellikteydi… Çok sade bir yapısı olan İplikçi Camii'ni, XII. yüzyılda yapılan ve diğerlerine göre çok ihtişamlı olan Şerafettin Camii'ni, Abdullah Büyük Hoca'nın dersler verdiği Kapı Camii'ni, barok tarzı mimarinin örneklerinden biri olan Aziziye Camii'ni gezdik.

 

Sıra, çok merak ettiğimiz yerlerden biri olan Mevlana Türbesi'ndeydi. Türbenin kapısının üstündeki "Ya Hazreti Mevlana" yazısının altında "Âşıkların Kâbe'si" yazısı dikkatimizi çekti. Türbede yerli yabancı çok fazla ziyaretçi vardı. El yazması eserlerin bulunduğu bölüm ile çok ilgilendik. Mevlana'nın Divan-ı Kebir'i ve Mesnevi'si, Ahmed bin Muhammed el-Katib'in İbtidaname'si, Fuzuli'nin Hadikat'üs-Süeda'sı, Hafız Şirazi'nin Divan'ı ve daha birçok el yazması eser… Türbenin çevresinde, Hürrem Paşa Türbesi ve Murat Paşa Kızı Fatma Hatun Türbesi de vardı. Mevlana'nın Türbesinden, Şems-i Tebrizi'nin türbesine doğru yürürken Âdem Ağabey ile sohbet ettik. "Mevlana iyi bir şairdir, Âlim değil." diyen Âdem Ağabey, tasavvuf'un son 200 yıldır farklı bir dönem yaşadığını, buna neo-sufi-tasavvuf veya felsefi tasavvuf diyebileceğimizden ve bunun nedenlerinden bahsetti. Sohbet eşliğinde Şems'in Türbesine gelmiştik, sandukanın önünde yazan bilgiye göre, Şems'in sandukasının altı mahzen olup, burada Şems'in şehit edilerek atıldığı kuyu ve yanı başında kabri bulunuyordu. Türbenin hemen yanında İshak Paşa Türbesi vardı. Buraları da ziyaret ettikten sonra kısa bir ara ve arabaşı çorbası ziyafeti vardı… Çorbayı biraz acı bulmamıza rağmen çok beğendik. Tadı damağımızda, çorbacıdan ayrıldık. İlim Yayma Cemiyeti'ne doğru yürümeye başladık.

 

İlim Yayma Cemiyeti'nde Mehmet İncili Amca bizi ağırladı. 1972 Yıldız Mezunu olan Mehmet Amca, inşaat işiyle ilgileniyor. İlim Yayma Cemiyeti'nin Konya'da 7 yurt ve 20 kadar evde 900 öğrenci kapasitesi var. Sohbete "Ölüm gelinceye kadar kulluğa devam et." diye başlayan Mehmet Amca, hanımların imtihanı olan başörtüsü sorunu ile sözlerine devam etti. Sonra, ayrıntılı olarak, Konya'da yaptıkları faaliyetlerden bahsetti. "Allah, O'nun yolunda yapılan çalışmalara bereket veriyor, hiçbir çalışmayı küçümsememek lazım…" dedi. "Allah ecrinizi bol versin. Gücünüzü artırsın." dualarıyla yanından ayrıldık.

 

Şimdi, istikamet Meram'dı. Seyr-i Terasta birer çay içmek üzere Meram'a doğru yola koyulduk. Meram'da Konya'yı uzaklardan izleyip sohbet ettik. Hafif esen rüzgâr, sıcak çaylar ve manzara yaşanmaya değerdi doğrusu…

 

Camileriyle, türbeleriyle, vakıflarıyla, güzel insanlarıyla birlikte bir günü devirirken güçsüz düşen bünyelerimiz için yemek vakti gelmişti. Akşam ezanlarından sonra, namazı da orada eda ettiğimiz, Mevlana Türbesi'nin hemen arkasındaki Gül Bahçe Konya Mutfağı'na gittik. Gül Bahçe, Konya'ya özellikle bir grupla gidiyorsanız, bir akşam yemeği yemeden dönmemeniz gereken bir yer. Özel olarak ayırtabileceğiniz salonları var. Mevlevi Salonu'nda bizim için hazırlanmış sofralara kurulduğumuzda hepimiz çok acıkmıştık.

 

Yemekten sonra sedirli salona geçip bir sohbet halkası oluşturduk. Demli bir çay eşliğinde Âdem Ağabeyi'nin güzel sohbetini dinledik. Âdem Ağabey ve eşi Gülsüm Abla, samimiyet için, içten bir tebessüm için, kendimizi evimizde gibi hissedebilmemiz için, aramızda kan bağı değil, din kardeşliği bağının kâfi olduğunu ne de güzel öğrettiler bize… Misafirperverliği, hoşgörüyü, muhabbeti yeniden gözden geçirmemize vesile oldular. Konya'da geçirdiğimiz günler içinde, ulaşımdan konaklamaya, yemek ikramından rehberliğe, her türlü ihtiyacımızla ilgilendiler. Allah onlardan razı olsun… Âdem Ağabey, sohbetini, Halid Meşal'in eşinin duası ile bitirdi. "Allah mücadelenin meşalelerini sizin yol arkadaşlarınız eylesin!"

 

Konya'da, ilk günümüz, böylece sona ermişti.

 

Yazı: Nur Banu Memiş

Fotoğraflar: Esra Kızıltaş, Medine Batkitar








1....
gÜlsÜm ceylan
07.05.10 - Cuma, 01:02


dÜŞÜncelerİ ve heyecanlari Çok genÇ bİr ekİple ,yaŞlarini ve
zamanlarini aŞan bÜyÜk İŞlere umudla selam verdİk..
 Kişisel hakaret içeren, konu ile alakasız olan ve reklam amacı taşıyan yorumlar yayınlanmayacaktır.
adınız:
e-posta:
web adresiniz:
başlık:
yorumunuz:
güvenlik kodu:  
 
porno
sikiş